top of page
  • sufelsefesi

Dağ Dağa Kavuşmaz ama İnsan İnsana Kavuşur

Çevrenizde ‘kesinlikle anlaşamıyorum’ dediğiniz, iletişim kurmakta zorlandığınız kimler var?


Size göre “çok alıngan” olan birisi? Ya da "fazla atak" veya "taviz vermeye çok istekli (veya isteksiz)" bir yönetici, arkadaş, aile üyesi?


Bu insanlarla ilişkileriniz, aranıza dağlar gibi mesafeler mi koyuyor, yoksa sizi birbirinize mi kavuşturuyor?


Davranışlarımızın iletişim üzerindeki etkisi muazzamdır.


İletişim şeklimiz, alışkanlıklarımızın ve kalıplarımızın da aynasıdır. Hatta bazen o aynada gördüklerimiz dışında sanki başka hiçbir yol mümkün değilmiş gibi gelir bize.


Oysa... Herkesin sadece kendi alışkanlıklarıyla ‘davrandığı’ bir dünyada, mümkün olmayan tek şey iletişimdir.


Sezai Karakoç ‘Anlamak masraflı iştir; emek, gayret ve samimiyet ister,’ der.


Eğer iletişim nedir diye bana sorarsanız… İletişim, iki kişilik bir şeydir… Anlamak ve anlaşılmaktır… Başkalarıyla olumlu ilişkiler sürdürürken istediğimiz sonuçlara yaklaşmaktadır… ‘Kazan-kazan’ ile sonuçlanmasını arzu ettiğimiz bir etkileşimdir. İletişim ‘enformasyon vermekten’ daha fazlasıdır: Duygularımızı, görüşlerimizi ve beklentilerimizi birbirimizle paylaşabildiğimiz ölçüde anlar ve anlaşılırız.


Yani, başkalarıyla iletişim kurduğunuzda sıklıkla ‘anlaşamadığınızı’ görüyorsanız, bunlardan belki de siz kaçınıyorsunuz demektir. İyi iletişim kurabilmek için, buna ‘niyet etmek’ gerekir. Amaç üzümü yemek ama bağcıyı dövmemektir.


Çözülebilecek gibi görünen ama çözülemeyen her türlü ilişkinin anahtarı olan iletişim, iki insanın arasında var olan ilişkinin de kalitesini belirler.


Geleceğe umutla bakabilmek için güçlü ilişkilere... Mutlu ilişkiler için de iletişim becerilerine ihtiyacımız var…


Ve eğer her seferinde ‘illa kendi istediğiniz şekilde anlaşmakta ısrar etmezseniz’, harika bir iletişim mümkündür.

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page